ULUSLARARASI VE “MİLLİ” SÖMÜRÜ ÇARKI NASIL İŞLER ?

*Çok uluslu şirketler üretir, ithalat yapabilmen ve tüketebilmen için sana kredi verirler. 

*Alınan kredilerle yapılan İTHALAT üzerinden ve senin devletinin toplam vergilerinin %50’si kadarı kaynakta tahsil edilmek üzere gümrükte bu vergiler toplanır. Böylece muktedirlerimizin harcayacağı düzenli bir kaynak sağlanır. 

* Uluslararası markaların ürünleri konforlu alanlarda satılsın ve herkes kendini daha iyi hissetsin diye, sana 55 milyar $ harcamayla, “ısıtmalı-soğutmalı” 500 civarında AVM inşâ ettirirler… 

* Adına yerli ve milli sermaye dediğimiz yandaşlar, satış-pazarlama ve servis hizmetleriyle acentalık yapar ve komisyonlarını alırlar… 

* Yüzbinlerce insan güvenlik görevlisi ve satış görevlisi olarak “asgari ücrete” talim edip, o markaların bekçiliğini yapar, müşteri menmuniyetini sağlarlar… 

* Hesap ödeme zamanı geldiğinde ise, paranız yoksa merak etmeyin; yıllık tefeci fâizi olan %7,68 oranıyla borçlarınızı yenilerler. 

* Her yıl ürün modellerini tazelemek suretiyle çarkın sürekliliğini sağlar ve sizi sahte bir cennette yaşamaya devam ettirirler. 

* Bu saadet zincirde herkes mutlu; üreten çok uluslu şirket, ithâl eden, vergi toplayan, Acenta komisyonculuğu yapan, AVM rantı üreten, tefeci faiziyle kredi veren, işim var diye sevinip asgari ücrete talim eden, üretmeden tüketmeye alıştırılmış hipnoz altında milyonlar, yani herkes mutlu… 

* Bu çarkın içinde topladığımız vergilerin % 6’sını sosyal yardım olarak dağıtıp, oylarını topladığımız 18 milyon vatandaşımız da, bu destekle iktidarlarını devam ettirenler de mutlu… 

* Sonuç mu ? 
Bu tabloda bilim yoktur, hukuk yoktur, üretim yoktur, çalışmak yoktur, teknoloji geliştirmek yoktur. Sadece tüketime dayalı bir saadet zinciri vardır. Bu tablo da gerçek olan hiç bir şey yoktur, gördüklerimiz veya dinlediklerimizin hepsi bir ilizyon ve tiyatrodur. 

17 yılda 1 Trilyon $ dış ticaret açığı ve 625 milyar $ cari açık ve 480 milyar $ dış borç ve bırakın bugünümüzü; torunlarımızın bile borç ödemeye devam edeceği ve rehin alınmış bir ülke… 

BEN BOŞUNA MI “YANAŞMA DÜZENİ” DİYORUM… 

Allah’a emanet olun… 

Rubil GÖKDEMİR 

(*) Yazıda kullandığım rakamların tamamı gerçektir… 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*